
Hani diyor ya şair bir şeyi sahipleneceksen çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahiplen diye. Yeryüzünün sıkıntısından ruhumun bunaldığı vakitlerde kafamı kaldırıp göğe bakıyorum ben de. Göğün çatılarla birleştiği yerlerden daha güzel bir manzara yokmuş gibi geliyor her defasında. Bakarken önce terk ediliyorum sonra terk edildiğim yerlerden koşarak kavuşuyorum. Hem soluk soluğa hem sakin hem soğuk hem sıcak bir durumun içinde buluyorum kendimi. Bırakmak zorunda kaldığım tüm ellere orada kavuşuyorum. Tüm kelimeler orada anlam buluyor. Tüm sorular cevaplarını orada buluyor.
Kaçmıyorum bu kez. Bana iyi geleceğini düşünme yanılgısına düştüğüm ne varsa bırakıyorum oracıkta. Kollarımı açıyorum iki yana. İşte diyorum işte dünya bu kadar. Buradan ve şu andan ibaret.
Elimi uzatsam dokunacakmışım gibi geliyor göğe. Ne istersem yapabilecek bir güce sahibim sanki o an. Duruyor zaman ve ben içinde kendimi buluyorum. Şarkılar söylüyorum daha önce söylemediğim. Kuşlar eşlik ediyor sanki. İçim göğün mavisine boyanıyor. Ruhum, ruhum uçsuz bucaksız günlere doğru giderken tüm ağırlığım benden öteye gidiyor. Hafifliyorum, hafifletiyor aldığım her nefes.
Affediyorum. Kendimden başlıyorum affetmeye. Sonra isimler geliyor harf sırasına göre. Tek tek karşıma alıp konuşuyorum herbiriyle teker teker. Birine bak diyorum sen üzdün beni. Diğerine bak diyorum seninle olan kahkahalarımı özledim, sen özlemedin mi beni?
İçimin içime sığmadığı dakikalardan hiç bitmesini istemediğim saatlere uzanıyorum. Yağmur yağıyor üzerime. Oldum olalı sevmediğim şemsiyelere sığınan insanların varlığına inat açık kollarımla bakarken göğe tüm damlaların üzerime yapmasını diliyorum.
Yağmur yağışı mutluluğumla doğru orantılı olarak devam ediyor. Yağdıkça şükrediyorum inanmadığıma. İnanmayı bıraktığım ana gidiyor aklım. İnanmak isterdim.
Korkularım yerini ümitlerime, umutlarıma bırakıyor. İrkiliyorum sonra. Çünkü soğuk demişlerdi onun için. Varlığımın herbir zerresini duyuyorum. Herbiri bana sesleniyor. Yorgun hücrelerimin herbiri kendine gelmiş, heyecanla o anı bekliyor.
Koskoca bu göğün altında söylenecek ne kadar çok söz varsa hepsini sıralamak istiyorum buraya. Avazım çıkasıya bağırmak, korkmadığımı göstermek istiyorum. Ama korkuyorum. Hissettiklerimin bir yanılsama olması korkutuyor, bu hislerin dağılıp gitmesi korkuyorum. Evet tam bir Betüllük yapıyorum şu an şu dakika. Kurtulamıyorum…
Leave a comment