Bi' Şeyler Yanlış

   Merhaba, Buraya yazdığım son yazıdan bu yana burayı yazmamı en az bu yazıyı yazma sebebim kadar gerektirecek çok şey yaşadım. Ama tıpkı bu yazının başlığına verdiğim isim gibi bu konuda da bi’ şeyleri yanlış yapmış olmalıyım ki araya bu kadar fazla zaman girmiş. Yazıyı yazma sebebim her ne kadar yaptığım yanlışlarla ilgili birkaç şey…

 

 Merhaba,

Buraya yazdığım son yazıdan bu yana burayı yazmamı en az bu yazıyı yazma sebebim kadar gerektirecek çok şey yaşadım. Ama tıpkı bu yazının başlığına verdiğim isim gibi bu konuda da bi’ şeyleri yanlış yapmış olmalıyım ki araya bu kadar fazla zaman girmiş. Yazıyı yazma sebebim her ne kadar yaptığım yanlışlarla ilgili birkaç şey olsa da yazının evrileceği noktayı kestiremiyorum ve bu cümleyi yazarken hayatımdaki belirsizliklere bir belirsizlik daha eklemiş olduğumu görerek acı bir tebessüm ediyorum. 🙂 Neyseki bu belirsizlik yazının sonuna koyduğum son noktayla sona erecek. Tüm belirsizliğin ömrü bu kadar kısa olsa daha az yanlışa düşerdim herhalde.

İnsan uzun süre zincirlere sahip olduğunda artık o zincirler kırılsa da zincirlerden kolay kolay kurtulamıyor. Mesela şu an aslında yazmak istediğim şeylerin sadece yazmayı uygun gördüklerim olma sebebi belki budur. Ama YANLIŞ. Belki elimden gelebilecek bir şeyi yapamayacağımı düşünerek sürekli ertelemem bu yüzdendir. Ama YANLIŞ. Böyle böyle kendimden beklemediğim sonuçlar aldığımda bu sonuçların herbirinin sebebi olarak o artık olmayan zincirleri görmem YANLIŞ.

Güzel bir itirafım var: Bahanelerin ardına saklanıp önüme çıkan fırsatları elimin tersiyle itip hiç kendimde suç bulmadığım her olayın sorumlusuyum. Yanlış yapmanın sadece bir eylemin gerçekleşmesi sonucu olan bir şey olmadığının o kadar iyi farkına vardım ki… Bırakıyorum zamanı kendi haline. Ne bir emek veriyorum ne de sabır. Sadece bırakıyorum. Ama YANLIŞ. Hiçbir şey yapmayarak yaptığım yanlışlar bırakmayı bırakana kadar peşimi bırakmayacak.

Sıkıldım üstünü kapattığım tüm cümlelerimden. Sıkıldım düşünmekle hiçbir yere varamadığım saçma sapan şeylerin sürekli her fırsatta kendilerini hatırlatmasından. Sıkıldım yaptığım yanlışların sonucunda karşılaştığım şeyleri aşamamaktan. Sıkıldım yaptığım yanlışlara sebep olan herkesin ve her şeyin hiç hayatımın bir alanında bile olmamalarına rağmen hayatımın tam da orta noktasındalarmış gibi hissettirmelerinden.

Şimdi yanlışın nerde olduğunu bilsem de bu yanlışı fark edeli çok olmuyor. Bu şekilde bahanelerle hayatı akışına bırakarak yaşamak zor değil. Her zaman suçlayacak birileri ya da bir şeyler bulunur. Hatta o kadar iyi bulunur ki hataları telafi ihtiyacı bile duymaz insan. Ta ki değer verdiğin birinin gelip “Betül, kimse geminin limana gelirken neler yaşadığına bakmıyor; limana geldi mi gelmedi mi ona bakıyor ve gemi limana gelemezse zaten nerede olduğunun bir önemi olmayacak.” demesine kadar.

Açık denizlerde akıntıya kapılmaya ve bunun için de birçok şeyi suçlamaya o kadar alışmışım ki rotamı kaybettiğimi fark edemedim bile. Farkında olmak bazen tek başına yetmiyor ama umarım o yanlış bi’ şeyleri düzeltmek için geç kalmamışımdır.

Kaybolmak hissi her ne kadar güzel olsa da yolunu bulacağın hissinin önüne asla geçemiyor.

Bulduğunuzu düşündüğünüz yolların gerçekten demir atmak istediğiniz o limanlara götürmesi dileğiyle…

Leave a comment