Her yaşında güzel olan insanlar bildiğim için her yaş güzeldir elbet diyerek başlıyorum. Ama 21 benim için başkaydı. 22. yaşımdayım ve üzerinden 12 gün geçti. Şimdiden özlüyorum 21’imi desem anlamsız gelecek size. O zaman özlediğiniz bir şeyi ya da bir kişiyi düşünün… Aslında tam olarak o şeyi veya o kişiyi özlemiyorsunuz. Onun hissettirdiklerini özlüyorsunuz. Onun yanındayken yaşadığınız anların sebep olduğu duyguları özlüyorsunuz. Mesela bir bakışsa özlediğiniz o bakışın sizde uyandırdığı hisleri özlüyorsunuz. Belki o hisleri bir daha yaşayamayacak oluşunuz özlettiriyor o bakışı belki de başka bir şey… Orasını bilemem… İşte tam olarak böyle bir şey 21’ime duyduğum özlem. Bir yıl boyunca yaşadığım duygular böyle hissettiren… Daha birkaç yıl evvelinden 21’imin benim için farklı bir yaş olacağının farkındaydım. Delice gelebilir ama ertelediklerimi 21’e erteleyip iyi yöndeki değişimlerimin bu yaşımda olacağını hissedebiliyordum. Daha ilk dakikasından itibaren fark ettirmişti bu hissimin doğruluğunu. 21’imin ilk günü bir parktaydım. Sabaha kadar o parkta oturabilirdim, öyle huzurlu öyle umutlu anlardı ki benim için… Bir yılın burada geçecek deseler gıkım çıkmadan orda öyle aylarca oturabilirdim. Ama her güzel şey gibi o anların da bir sonu vardı. Düşündüğüm zaman o günden bugüne hayatımda yaşadığım olayları acısıyla tatlısıyla efkarıyla sevinciyle dolu dolu bir yıl geçirdim. Hepimizin vardır kurtulmak istediği şeyler. Bu şeyler bazen basit bir alışkanlık da olabilirken bazen iyi gitmeyen bir ilişki bile olabilir. Ben de birçok insan gibi kolay değişemeyen biriyim. Bunu bildiğim için de vakit verdim kendime ve verdiğim vakit 21’imde saklıydı. Değiştirmeyi düşündüğüm ne varsa yavaş yavaş değiştirmeye başladım. Bu süreçte şunu öğrendim biz gerçekten bir şeyi yapmayı düşünüyorsak sadece düşünmek yetmiyor. Gerçekten istemek lazım. Bu sadece soyut şeyler için de geçerli değil üstelik. Mesela masanın üzerinden kalem alacaksın. O kalemi aldığını düşünerek onu alamazsın. Onu almayı isteyip harekete geçmen gerek. Anca öyle elde edebilirsin. Kendimi sorgulayıp neyi gerçekten isteyip istemediğim konusuna bir açıklık getirmeye çalıştım. İçe dönük bir süreç olduğu için haliyle arkadaşlarım tarafından birçok kez “iyi misin Betül” sorusuyla karşılaştım. Aslında oldukça iyiydim, sadece biraz kendi kabuğuma çekilip 21’imin verdiği güçle kendimi tanımaya çalıştım. Aile ilişkilerimden arkadaşlık ilişkilerime kadar bile irdelediğim oldu. Başıma gelen garip olayları düşündüm. Birilerine bir şeyler anlattığımda “konu sen olunca artık şaşırmıyorum” diyen insanların sayısındaki artışın aslında beni mutlu ettiğini fark ettim. Kaçtığım sıradanlıktan sıyrıldığımın farkına vardım. Basit ama sıradan olmayan ilişkilerim vardı. Hayatımdaki değer verdiğim insanların hayatına bir şekilde dokunduğumu o insanların hayatındaki önemli şeyleri büyük ölçüde biliyor olmam hissettirdi. Bugün bile yaptığım konuşmalar, mesajlaşmalar vs bana kendimi iyi hissettiriyor. Bu hayatı sadece kendim için yaşamıyorum. Birilerinin derdiyle dertlenip mutluluğuyla mutlu olabiliyorum. Genel olarak değiştirmek istediğim pek çok şeyi değiştirebildiğimi ve bu şekilde hayatıma yeni bir yön verdiğimi düşünsem de hala yapamadığım ve belki de hiç yapamayacağım şeyler var. Bunlardan burada bahsedebileceğim sadece biri var. Güzel ilişkilerim var ama tek tek herbirini düşündüğüm zaman şöyle bir tablo çıkıyor karşıma. Yanında olmak istediğim herkesin bir şekilde yanında olabiliyorum çok şükür ama kendimi kolayca açamadığım ve yaşadığım her şeyi anlatamadığım için bu konuda hep eleştiri alıyorum. Bu eleştiriyi birkaç arkadaşım 5. sınıfta hatıra defterime şu şekilde özetlemiş. “ben sana her şeyi anlatıyorum ama sen her şeyi anlatmıyorsun ve ben sen böyle yapınca sana çok yakın olamıyorum.” Yakın olamıyor çünkü insanlar karşılıklı bir şeyler paylaştığında büyür ilişkileri. Çok şükür hala böyle olmama rağmen etrafımdaki güvenebileceğim, beni merak eden, beni tanıdığı için mutsuz olduğumda olayı sormak yerine sormadan da mutsuzluğumu paylaşabilen dostlarım var. Aslında birilerinin yanında kendimi unutabildiğim için belki de çok hissettirmiyorum anlatamayışımı. Çünkü hep ne zaman kalabalık bir yerde bile olsa ve o an birden içime dönsem o zaman karşıma çıkıyor bu eleştiri. Ben böyleyim sevecekseniz beni böyle sevin demek istiyorum herkese… Kendimi daha iyi tanıdığım 21 yaşımın son günü aslında 11. Mavi Kütüphanemizi kurmak için Nevşehir’de olacaktım. Bu yüzden de doğum günüm için yapılan planları ertelemek zorunda kaldım. Bazı sebeplerden dolayı Nevşehir kütüphanemiz ertelendi ve tekrar kimseye plan yapın demek istemediğim ve o günü biraz tek başıma geçirmek istediğimden pazar günü aldım çantamı ve gideceğim yere yolda karar verdim. Uzun zamandır Belgrad Ormanı’na gitmeyi düşünüyordum ve o günün bunun için uygun bir gün olacağını düşünerek kendimi Sarıyer’e attım. Sakin ve huzurlu bir doğa yürüyüşü yaptıktan sonra o günün bana kazandırdığı 2 arkadaşımla beraber geri dönmek için otobüse bindik ve ben 21’imin ilk günü oturduğum parkta buldum kendimi. Hastalandığımı fark edişim bile engel olmadı orda oturmama. İnsan gerçekten ihtiyaç duyuyor bazen. Hiçbir şey yapmadan öylece dalıp gitmeye… Kendinle konuşuyorsun ama gariptir ki konular konuları açıyor… Ordan oraya atlıyorsun biran önce her şeyi kendine anlatabilmek için. İşte geçen bir yılımı ilk olarak orda düşündüm. Şükrettim her günüme. Acısına da şükrettim tatlısına da… Kavuşmasına da şükrettim ayrılığına da… O an müthiş bir teslimiyet kapladı içimi. Yükümüzü ağırlaştıran biziz. Halbuki biraz fark edebilsek Allah’tan gelen her şeyin bizim için olduğunu, yükümüz kabullendiğimiz ölçüde hafifleyecek ama insanız işte… Dertlenmesek olmuyor…
Yazımı toparlayacak olursam eğer herkesin yapması gereken şey aslında bu. Herkes bir ara kendini karşısına alıp oturup konuşmalı. Hiçbir şeye, hiçkimseye bağlı kalmadan yaşadıklarını bir kenara bırakıp acı tecrübelerinin bir daha yaşanmaması, hayatındaki kararların daha doğru kararlar olması, çizeceği yolun (hayaller dahil) kendine daha uygun olması için herkes ne kadar erken ve ne kadar çok kendini tanıyabilse o kadar iyi. Bunu fark etmek için illa başımıza kötü bir şey gelmesine de gerek yok. Geleceğiyle ilgili umutları olan her insan bir bahane olmaksızın yaptığı her şeyi bir kenara koyup kendine ayırdığı vakitte kendini dinlemeli diyerek noktalıyorum yazımı.
Hoşçakalın…
Her yaşında güzel olan insanlar bildiğim için her yaş güzeldir elbet diyerek başlıyorum. Ama 21 benim için başkaydı. 22. yaşımdayım ve üzerinden 12 gün geçti. Şimdiden özlüyorum 21’imi desem anlamsız gelecek size. O zaman özlediğiniz bir şeyi ya da bir kişiyi düşünün… Aslında tam olarak o şeyi veya o kişiyi özlemiyorsunuz. Onun hissettirdiklerini özlüyorsunuz. Onun…
Leave a comment