İlk Blog Yazım -28.10.2017-

İlk yazının günahı olmaz diyerek başlıyorum… Aslında bu yazıyı çok çok daha evvel yazmalıydım. Ama malumunuzdur ki hep erteliyoruz. Ertelediklerimiz de öyle sıradan şeyler olmuyor pekçok zaman. Aklımızın bir ucunda sürekli olan şeyleri yapmaya vakit bulamadığımız için yapmadığımızı varsayıyoruz çoğu zaman. Çünkü böylesi kolay gelir hep. Ah bir vaktim olsa neler neler yaparım diye düşünürken…

İlk yazının günahı olmaz diyerek başlıyorum… Aslında bu yazıyı çok çok daha evvel yazmalıydım. Ama malumunuzdur ki hep erteliyoruz. Ertelediklerimiz de öyle sıradan şeyler olmuyor pekçok zaman. Aklımızın bir ucunda sürekli olan şeyleri yapmaya vakit bulamadığımız için yapmadığımızı varsayıyoruz çoğu zaman. Çünkü böylesi kolay gelir hep. Ah bir vaktim olsa neler neler yaparım diye düşünürken saatlerimizi farkında olmadan sosyal medya hesaplarımızda öldürüyoruz. Öldürdüğümüz vakitten hiç haberimiz olmuyor üstelik. Halbuki gördüğünüz gibi yalan sadece karşındakine söylenmiyor işte. Kendimizi kandırıyoruz her gün. Farklı konularda, farklı sebeplerle sürekli kandırıyoruz. Yapmaya vakit bulamadığımı düşünürken fark ettim bunu çünkü bunu düşünürken boşa harcadığım vakitlerimi düşündüm sonrasında. Dün çok sevdiğim biriyle konuşurken kalan 50 yılından bahsetti, 50 yıla dair planlarından ve bahsettikten sonra 50 yıl bile yoktur önümde belki dedi. Evet bakın hepimiz biliyoruz önümüzde kocaman upuzun yılların olamama ihtimalini ve bilmemize rağmen sürekli erteliyoruz. Ertelemeyin… Yarın çok geç olmadan henüz çok geç olmayan bugün bir şeyler yapın erteledikleriniz için. Mesela ben bugün henüz bitmemesine rağmen blog sayfamda yayınlıyorum bu yazıyı. Burada neler yazacağıma dair bir fikrm yok şu an için. Bu belki ilk ve son yazım olabilir sayfada ama istediğim şeylerden biri bu sayfayı kurmaktı ve onu yaptım. Kalan günler bu konuda ne kadar istekli veya isteksiz olduğumu gösterir herhalde. 
Kim bilir?.. 🙂

Leave a comment